Showing posts with label İlhami Atalay. Show all posts
Showing posts with label İlhami Atalay. Show all posts

Tuesday, 11 May 2010

İlham depolamaya devam...

Rengarenk başlayıp aynı renklilikte devam eden günümden birkaç kare daha paylaşmak isterim... Aşağıdaki resim geçen yazımda bahsettiğim hamsilerin bulunduğu koleksiyondan bir parça.. Hatta son parça, hala şövalede taze taze boyaların kurumasını bekliyor. Burada palete de dikkat ederseniz, bir gök kuşağı göreceksiniz...
Atölyenin insanın içine işleyen atmosferi...
Yine koleksiyondan birkaç parça...
Atölyenin bahçesinin iç duvarı, burası aynı zamanda Osmanlı döneminden kalma bir hamam.
Hamsilerden farklı bir kesit... Kartpostalda.
Bu da benim çalışma masam... Suluboyalarım, eskiz defterim ve diğer dağınıklıklarım...
Çok seviyorum bu resim olayını... Ama resim yapmak rahatlatır vesaire diye ahkam kesemeyeceğim. İnsanın beklentisine göre resim yapmak da bazen gerilimli bir aksiyon olabiliyor. Özellikle de yüzlerce muhteşem tablonun arasında hala cinalivari resimler yapıyorsanız ve karşılaştırma gafletindeyseniz..

Atölyeyi Sultanahmet tarafına yolunuz düşerse gidin görün derim. İlhami Atalay'dan da hep kulağıma küpe olan bir şey paylaşmak isterim...

"Resim de hayat gibidir, estetik birşeyler yapmak istiyorsan çizdiğin şeyler sadece yuvarlak da olsa farklı boyutlarda, farklı renklerde olmalı... Nasıl her gününü aynı yaşarsan hayatın monotonlaşır ve sıkılırsın, resimde de aynen böyle."

Hayatta hep renkli, ritmik, harmonik ve monotonluktan uzak durabilsek keşke... Aynen  Ressam İlhami Atalay'ın tuvallerindeki gibi...
DDBJ83X6DE7Y

Monday, 10 May 2010

Uyyy hamsii, ne oldi saa boyle!

Haftasonu resim hocam İlhami Atalay'ın atölyesine gittim. Uzun bir aradan sonra tükenen ilham depolarımı yeniden şarj etmek, yeni suluboya denemeleri yapmak ve hocamı görmek için... İnsanın bir kere tanıyınca hayatında hakikaten yer eden, vizyonunu değiştiren, hassas ve inanılmaz yaratıcı bir insandır İlhami Atalay... Doğaldır bir kere, ama her zaman ulaşılabilir değildir. Onu yıllardır tanıyan insanların bile tam olarak tanıyabildiklerinden inanın emin olamıyorum... Bana insanın derin bir varlık olduğu hatırlattığı için minnettarım kendisine...

Neyse, gittiğimde galeride kendisi yoktu. Fakat bir sergi için hazırladığı yeni koleksiyonu galerideydi, tek kelimeyle bü-yü-len-dim! Ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız...

Koleksiyonun ilk parçalarından birinin kübist ve dinamist bir noktadan çıktığını biliyordum. Hatta kolaj olarak yapılan eskizinde bol bol futbolcu gördüğümü çok net hatırlıyorum. Sonradan bu futbolcular renkli camlardan yansıyan birer pırıltıya dönüştüler o ayrı.

Haftasonu gördüğüm ve hikayesiyle de beni benden alan tablonun ilham kaynağı ise "hamsi"!  Evet bildiğiniz derya kuzuları... Hikayeyi çıkış noktasından itibaren fotoğraflarla anlatmak istiyorum. Çünkü şu noktada kelimeler kifayetsiz.

İşte o şanslı hamsiler... Her hamsi bir gün kılçık olacaktır ama bu hamsiler biraz daha fazlası olmuşlar...
Hamsilerin sonraki durağı çini mürekkebi bir çalışma ile Taksim sanat Galerisi olmuş...
Şu an dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış olan hamsiler, Paris ve Münih başta olmak üzere birçok sanatseverin sevdiği mekanları süslüyor...

Ve derya kuzularının son halleri işte aynen böyle... Dünyanın en şanslı hamsilerinin Karadeniz'li bir ressama ilham vermesiyle gözlerim bayram etmiş mi, etmemiş mi siz karar verin...

 
Haftasonu yaptığım ilham dolu atraksiyonumun detaylarına kaldığım yerden devam edeceğim... Herkese ilham dolu günler dilerim...

Bu arada; Bilgehan Atalay'a hamsi hikayesini çekerken yardım ettiği için, Zor Müşteri'ye de teknik desteğinden dolayı teşekkürler... 
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts