Showing posts with label Brescia. Show all posts
Showing posts with label Brescia. Show all posts

Monday, 23 August 2010

If I were a boy... Boysloft was my heaven!

Aslında gayet maskülen kıyafetler de giyebildiğimiz bir dönemde bu kıyafetleri almak için illaki erkek olmak gerekmiyor. Ama olsun. Penelope bu mağazayı "Rocker" erkeklere özel tasarlamış ve iş çıkışı sıkıcı plazalardan Boysloft'a akın eden çılgın kalabalığın gözlerindeki pırıltıyı görmeyi istemiş... E bize de sevsek de mekanı sahiplerine bırakmak düşer... Nasılsa bize oynayacak alan çok...

Burası hem koleksiyonlarıyla hem de içmimarisiyle görülmeye değer... Duvarda tek tek 2 santim genişliğinde katlanmış eski gazeteler, tek tek elde sarılmış askılıklar ve yere dizilmiş plaklarıyla tek kelimeyle enteresan... 

Yolunuz Brescia'ya düşerse uğramayı unutmayın...  
 

Friday, 13 August 2010

İtalyan stili bir gelin nasıl olur derseniz...

"Stil" kelimesi en çok "İtalyan"la bir arada kullanıldığında dikkatimi çekiyor. Evet benim muhteşem ikilim; İtalyan Stili... Gayet net, özgür ve rafine... Ayrıca kesinlikle zevkli ve sade. İtalyan ayakkabılarına, el yapımı çiçek sabunlarına, deriden yapılmış herşeylerine bayılıyorum... Yoksa neden çamaşır çekmecesi yerine yastığımın altında tutayım ki kalıp kalıp sabunları... Ya da ayakkabılarımı durup dururken öpmek isteyeyim... Seviyorum işte.

Bu sevgiyi geçen ayki Milano maceramla iyice perçinlemişken, bir de yenisini ekleyip geldim. Gelinlikler!

Önceklikle Penelope & Roberta!
Fashion Styling dersi kapsamında Brescia'ya Penelope mağazalarını görmeye gittik. Okulda görüp kendisini Vivienne Westwood sandığımız Roberta Valentini -sizce de benzemiyor mu?- Peneople mağazalarının fikir mimarı, kurucusu, herşeyi... Hani karizmasıyla yeri yerinden oynatan kadınlar vardır ya, hem onlardan, hem de acayip stil sahibi bir kadın... Ayrıca yaptığı iş ve güçlü kimliğiyle de kesinlikle şimdiye kadar kendi kendime tarif ettiğim ancak "işte budur" diyemediğim role-modelimin de boşluğunu doldurmuş oldu.

Ayrıca, eğer bir tasarımcı olsaydım (acaba birazcık sayılır mıyım? neyse bunu da yakında yazarım, siz karar verin.), yaptıklarımı beğenmesini isteyeceklerim listesinde herhalde kendisi ilk sırada yer alırdı. Hatta belki bunu da dileklerim listesine eklemeliyim!

Gelinliklere gelince; PenelopeSposa
Öncelikle şunu belirteyim, kendini-gelinlikler-içinde-hayal-etme-treninden ineli çok oldu. Dolayısıyla bu konuda kesinlikle bir algıda seçicilik durumum yok. Zaten bu yaz sürekli şehir dışında olduğumdan neredeyse tüm düğünleri de kaçırdım. Gördüğü gelinliğe bakma gibi bir alışkanlığım da oluşmadı... Neyse...

Ama tüm bunları silip, yıllardır aradığım şeyi bulmuşçasına heyecanlandırdı beni bu gelinlikler...

E tabi bunda ambiansın da büyük rolü var. Örneğin aşağıdaki fotoğraftaki ceket, el yapımı ve dokunmak kesinlikle yasak. Yerdeki halı da aynen öyle. Gelinlikleri ayrı ayrı bölümlerde muhafaza edip gösteriyorlar. Ayrıca mağazaya-buraya tam olarak mağaza diyemeyiz aslında- girmek için aylar öncesinden randevu almanız gerekiyor. Gittiğinizde de başka gelinlerle filan karşılaşma durumunuz olmuyor.


İtalyan stili bir gelin olmak istiyorum derseniz:

* Sade bir gelinlik seçmelisiniz.
* Rahat olsun diye gelinliğin altına spor ayakkabı filan giymesi kesinlikle unutun.
* Gelinlik illaki karbeyaz olacak diye düşünmeyin, zihninizi renk konusunda biraz daha açın.
* Duvak takıntınız yoksa kesinlikle saçınıza başka bir aksesuar takın.

Örneğin yukarıdaki gelin düğüne aynen bu şekilde gidecek... Sadece saç aksesuarı eksik burada. 
 
Gelin ayakkabısı deyince illaki saten kaplı beyaz topuklu ayakkabıları düşünmemek gerek. Ben buna "işte budur" demekten kendimi alamıyorum.
Bu da bir vintage gelinlik örneği... Renge dikkatinizi çekmek isterim.

Duvak için alternatif olarak kullanılan aksesuarlardan biriydi bu da...
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts