Tuesday, 20 July 2010

10 Corso Como'da window shopping, shelf shopping...

E mekan 10 Corso Como olunca, öyle indirim döneminde Mango'da alışveriş yapar gibi her gördüğünü almak mümkün değil... Amaaa söz konusu olan şey sadece alışveriş yapmak değil, en güncel moda tasarımları -ki bu hem moda tasarımı hem de mağaza tasarımı konusunda- görmek, en güzel sanat ve moda kitaplarını karıştırmaksa dünyada sayılı yerlerden biri 10 Corso Como. Şöyle ki, hakikaten bir ara gördüğüm aksesuarlar karşısında mutluluktan ve şaşkınlıktan oturup ağlamak istedim... Tabi onların detaylı fotoğraflarını o kadarına iznim olmadığı için paylaşamıyorum ama paylaşabildiklerim aynen şöyle:
10 Corso Como'daki window shoppingim burada sona ermekle birlikte, via Corso Como'daki iş çıkışı şıklarını da görmek isteyenler şöyle buyurabilirler

Friday, 9 July 2010

Bu dükkan resmen vintage müzesi...

Dükkan dediğime bakmayın, eski bir İtalyan binası burası. İçeri girince geniş bir avlu karşılıyor önce, sonra da buranın kurucusu bay Franco Jacassi. 1920'lerden 90'lara birçok parçaya ev sahipliği yapan stüdyoda en sevdiğiniz tasarımcılardan parçalar bulmak mümkün... Ve tabii dergiler ve orjinal çizimler... Ben en çok şapkaları, çizimleri ve 50'lerden kalma etekleri sevdim.

Missoni gibi ünlü tasarımcıların yakın arkadaşlarından Franco Jacassi sadece İtalya'nın değil, dünyanın da en geniş vintage koleksiyonlarından birine sahip. Her yıl moda haftalarında sergiler açıyormuş, ayrıca kıyafetleri moda çekimleri için de kiralıyor.

 Bu işi daha hiçkimse yapmıyorken yapmaya nasıl karar verdiğini sorduğumda "çünkü deliyim" dedi... İyi ki dünyada böyle deliler var! Umarım bu delilik bize de bulaşır...

Wednesday, 7 July 2010

Milano maceram başladı! Mamma Mia, è bello...



Heyecanla beklediğim Milano maceram başladı. Fashion Styling öğrenmek için geldim ve sanırım geldiğime değdi. Aslında dersler başladı ama ben Pazar günkü Como maceramla başlamak istiyorum. Ters Y şeklindeki gölün Como şehrinin olduğu kısımda dolaştım çoğunlukla...

Aklımda kalanlara gelirsek:
* Dondurma harikaydı: Üstteki kolajdakine benzer tattaki dondurmadan İstiklal Caddesindeki "Cremerio Milano"da bulabilirsiniz. Kesinlikle tavsiye ederim
* Farklı tasarımların satıldığı butikler kesinlikle görülmeli
* Her şehrin kendi Duomo'su ziyaret edilebilir
* Como'ya fünikülerle tepeden bakılmalı
* Sokaklar ve sokak aralarındaki minik butikler gezilmeli
* Yetişecek durumdaysanız Rubens sergisi de kesinlikle görülmeli
* Gölde bot turu! Vaktinize göre kısa ya da uzun turlar atabilirsiniz.

Como'ya trenle Milano'dan 1 saatte gidiliyor. 1 saat sonunda gerçekten cennetten bir parçaya ulaşıyorsunuz.
İşte fotoğraflar...



Yukardaki ev Alfred Hitchkok'un korku filmlerini çektiği evmiş.


Sonraki yazımda dünyanın en özel vintage mağazasından bahsedeceğim ki, aslında müze desem yeridir.
Ve tabi diğer keşiflerim gelecek... Ciao

Friday, 25 June 2010

Rest in Peace miss Femme Fatale**

Bir yasak aşkın baş rolünde sivri karakteriyle kimilerini kendine hayran bırakan, kimilerini sinir eden ama illaki bir duygu uyandıran Bihter artık bana göre tescilli bir stil ikonu... Halid Ziya Uşaklıgil romanı yazarken yarattığı karakterin bir ikona dönüştürüleceğini hayal etmiş midir bilemiyorum. Ama eğer ortada bir stil ikonu varsa kendisinin de gayet bu işte parmağı var!


Nihayetinde Deniz Marşan ve Başak Fransez dizi karakterlerini giydirirken "yalıda yaşayan zengin insanlar" ekseninde hareket etmiş olsa da stilin çıkış noktası "kişilikler"dir... Femme Fatale konusu da zaten devreye burda giriyor. Daha sakin karakterler daha sakin kıyafetler giyerken, "zehirli sarmaşık" olarak da anılan Bihter karakteri baştan çıkarıcı  tarzıyla dikkat çekti. Öyle ki, çizmesinden iç çamaşırına kadar herşeyi halk arasında "desire object"* haline geldi. Giydiği elbiseler moda atraksiyonlarında kapışıldı, elbiselerin tasarımcılarının adı duyuldu... Bu anlamda en büyük "Bravo!"yu tabi ki stil danışmanları Deniz Marşan ve Başak Fransez hak ediyor.

Öte yandan karakter konusunu vücut tipini de içine katarak ele alacak olursak, benim söylemek istediğim temel şey şudur: Kıyafetleri alırken, başkasına yakıştını görüp kendinize de illaki yakışacak diye düşünüp almayın, almayalım hiçbirimiz.

Çünkü;
Farklı boyutlara sahip olduğu halde aynı şeyi giyinip, aynı şekilde görünebilen yegane şey matruşkadır!

*Desire object: "Bu benim olmalı!" diye peşine düşülen nesne
**Rahat uyu bayan Femme Fatale
Femme Fatale

Thursday, 10 June 2010

Sportmen babalara "Babalar Günü" hediyesi alternatifi: Jack & Jones

Tabii ki bir gün değil her gün seviyoruz babalarımızı... Benim babam özel günleri inanılmaz önemser. Kesinlikle atlamaz, unutmaz. Bir çaba sarfeder en azından. Sonra genç ruhludur, öyle içi geçmiş yaşlı adamlar gibi davranmaz. Umarım hep genç, enerjik, mutlu kalır :)

Ne yapacağıma karar vermemekle birlikte, Jack & Jones fırsatını değerlendirilebilir buldum. 2. üründe %50 indirim varmış. Babasına gömlek veya pantolon almak isteyenlere duyurulur.

Yazlık kozmetikler Harvey Nichols'tan...

Gözlerinizi kapatıp deriiiin bir nefes aldığınızda bir taraftan ılık rüzgarın yüzünüzde gezindiğini hissediyor bir taraftan da misler gibi kokular alıyorsanız yaz mevsiminin sinyallerini hissediyorsunuz demektir.  Ben yaz aylarına özgü kozmetiklere bayılırım, hep rengarenk cicili bicili kutularıyla, atraksiyonel tasarımlarıyla ve mis gibi kokularıyla beni cezbederler.

Bu senelik yaz alışverişimi yapmayı planladığım şu günlerde Harvey Nichols'tan gelen aşağıdaki kozmetik tanıtımlarının da alışveriş planlarıma yön verdiğini söylemeliyim.

Aşağıdaki pudra ve eyelinerlar Chantecaille marka.
Fiyatları da şöyle:
CHANTECAILLE Tiger Compacts
Harvey Nichols Satış Fiyatı:290 TL
CHANTECAILLE Le Stylo (Eyeliner)
Harvey Nichols Satış Fiyatı: 105 TL
JOHN RICHMOND Parfume
John Richmond 100 ml Eau de Toilette 242 TL
John Richmond 50 ml Eau de Toilette 194 TL

Wednesday, 2 June 2010

Haziran bir yaz meyvesi...

İşte Haziran başladı. Ürkek ve kararsız... Havalar bir sımsıcak bir yağmurlu, ruh durumları bahar yaşamadan yaza atlamaktan şaşkın... Ama eminim geçer her şaşkınlık gibi bu da... Bir bardak buz gibi zencefilli limonata, bir dilim soğuk karpuz, bir demet sarmaşık gülü, bir nefes yasemin, kıpkırmızı gelincikler geçirecek şaşkınlıkları... Yollara çıkılacak, denizlere girilecek... Aklımızdaki yangınlara su serpilecek... Huzurumuza kavuşacağız. Dağınık ve pervasız düşüncelerimiz beynimizin kıvrımlarına sakincce yerleşiverecek, getiremediğimiz geçmişi çekiştirip durmaktan vazgeçeceğiz belki, belki de planlar yapacağız sakin kafayla geleceğe dair, belki de sadece anı yaşayacağız...

Yıllarca ertelediğimiz, yapmaya çekindiğimiz, korktuğumuz ne varsa yapmaya hazırlanacağız bir bir...
Haziran hızlıca gelmiş olsa da bizi alıp götüreceği tatillerde -kimi zaman sadece hayalde kalacak olan- hep dinginlik bulacağız...

Ben kışın ölü toprağını üstümden Mayıs'ta atmıştım. Şimdi yazın geri kalanına hazırım...
Neler mi yapılacak bu ay;
 - Akmerkez'de FashionAir atraksiyonunda Deniz Berdan ve Beg'in sergisi gezilecek
 - Aslı Filinta'nın sample sale'ine gidilecek (11-12 Haziran, Nişantaşı Lappart PR)
 - Biu Factory'nin cici tasarımları Bebek Şenliği'nde görülecek
 - Bodrum'da "Moda Sanattır / Fashion is Art" sergisi açılacak
 - Partilere gidilecek
 - Mezunlar Günü'nde arkadaşlarla buluşulacak
 - Kavuşulacak!
 - Temmuz'da yaşayacağım hayatımın atraksiyonuna hazırlanılacak :)
Hoşgeldin Haziran...
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts