Bir yasak aşkın baş rolünde sivri karakteriyle kimilerini kendine hayran bırakan, kimilerini sinir eden ama illaki bir duygu uyandıran Bihter artık bana göre tescilli bir stil ikonu... Halid Ziya Uşaklıgil romanı yazarken yarattığı karakterin bir ikona dönüştürüleceğini hayal etmiş midir bilemiyorum. Ama eğer ortada bir stil ikonu varsa kendisinin de gayet bu işte parmağı var!
Nihayetinde Deniz Marşan ve Başak Fransez dizi karakterlerini giydirirken "yalıda yaşayan zengin insanlar" ekseninde hareket etmiş olsa da stilin çıkış noktası "kişilikler"dir... Femme Fatale konusu da zaten devreye burda giriyor. Daha sakin karakterler daha sakin kıyafetler giyerken, "zehirli sarmaşık" olarak da anılan Bihter karakteri baştan çıkarıcı tarzıyla dikkat çekti. Öyle ki, çizmesinden iç çamaşırına kadar herşeyi halk arasında "desire object"* haline geldi. Giydiği elbiseler moda atraksiyonlarında kapışıldı, elbiselerin tasarımcılarının adı duyuldu... Bu anlamda en büyük "Bravo!"yu tabi ki stil danışmanları Deniz Marşan ve Başak Fransez hak ediyor.
Öte yandan karakter konusunu vücut tipini de içine katarak ele alacak olursak, benim söylemek istediğim temel şey şudur: Kıyafetleri alırken, başkasına yakıştını görüp kendinize de illaki yakışacak diye düşünüp almayın, almayalım hiçbirimiz.
Çünkü;
Farklı boyutlara sahip olduğu halde aynı şeyi giyinip, aynı şekilde görünebilen yegane şey matruşkadır!
*Desire object: "Bu benim olmalı!" diye peşine düşülen nesne
**Rahat uyu bayan Femme Fatale
Femme Fatale
Friday, 25 June 2010
Thursday, 10 June 2010
Sportmen babalara "Babalar Günü" hediyesi alternatifi: Jack & Jones
Tabii ki bir gün değil her gün seviyoruz babalarımızı... Benim babam özel günleri inanılmaz önemser. Kesinlikle atlamaz, unutmaz. Bir çaba sarfeder en azından. Sonra genç ruhludur, öyle içi geçmiş yaşlı adamlar gibi davranmaz. Umarım hep genç, enerjik, mutlu kalır :)
Ne yapacağıma karar vermemekle birlikte, Jack & Jones fırsatını değerlendirilebilir buldum. 2. üründe %50 indirim varmış. Babasına gömlek veya pantolon almak isteyenlere duyurulur.
Yazlık kozmetikler Harvey Nichols'tan...
Gözlerinizi kapatıp deriiiin bir nefes aldığınızda bir taraftan ılık rüzgarın yüzünüzde gezindiğini hissediyor bir taraftan da misler gibi kokular alıyorsanız yaz mevsiminin sinyallerini hissediyorsunuz demektir. Ben yaz aylarına özgü kozmetiklere bayılırım, hep rengarenk cicili bicili kutularıyla, atraksiyonel tasarımlarıyla ve mis gibi kokularıyla beni cezbederler.
Bu senelik yaz alışverişimi yapmayı planladığım şu günlerde Harvey Nichols'tan gelen aşağıdaki kozmetik tanıtımlarının da alışveriş planlarıma yön verdiğini söylemeliyim.
Aşağıdaki pudra ve eyelinerlar Chantecaille marka.
Fiyatları da şöyle:
CHANTECAILLE Tiger Compacts
Harvey Nichols Satış Fiyatı:290 TLCHANTECAILLE Le Stylo (Eyeliner)
Harvey Nichols Satış Fiyatı: 105 TL
JOHN RICHMOND Parfume
John Richmond 100 ml Eau de Toilette 242 TL
John Richmond 50 ml Eau de Toilette 194 TL
Wednesday, 2 June 2010
Haziran bir yaz meyvesi...
İşte Haziran başladı. Ürkek ve kararsız... Havalar bir sımsıcak bir yağmurlu, ruh durumları bahar yaşamadan yaza atlamaktan şaşkın... Ama eminim geçer her şaşkınlık gibi bu da... Bir bardak buz gibi zencefilli limonata, bir dilim soğuk karpuz, bir demet sarmaşık gülü, bir nefes yasemin, kıpkırmızı gelincikler geçirecek şaşkınlıkları... Yollara çıkılacak, denizlere girilecek... Aklımızdaki yangınlara su serpilecek... Huzurumuza kavuşacağız. Dağınık ve pervasız düşüncelerimiz beynimizin kıvrımlarına sakincce yerleşiverecek, getiremediğimiz geçmişi çekiştirip durmaktan vazgeçeceğiz belki, belki de planlar yapacağız sakin kafayla geleceğe dair, belki de sadece anı yaşayacağız...
- Akmerkez'de FashionAir atraksiyonunda Deniz Berdan ve Beg'in sergisi gezilecek
- Aslı Filinta'nın sample sale'ine gidilecek (11-12 Haziran, Nişantaşı Lappart PR)
- Biu Factory'nin cici tasarımları Bebek Şenliği'nde görülecek
- Bodrum'da "Moda Sanattır / Fashion is Art" sergisi açılacak
- Partilere gidilecek
- Mezunlar Günü'nde arkadaşlarla buluşulacak
- Kavuşulacak!
- Temmuz'da yaşayacağım hayatımın atraksiyonuna hazırlanılacak :)
Hoşgeldin Haziran...
Yıllarca ertelediğimiz, yapmaya çekindiğimiz, korktuğumuz ne varsa yapmaya hazırlanacağız bir bir...
Haziran hızlıca gelmiş olsa da bizi alıp götüreceği tatillerde -kimi zaman sadece hayalde kalacak olan- hep dinginlik bulacağız...
Ben kışın ölü toprağını üstümden Mayıs'ta atmıştım. Şimdi yazın geri kalanına hazırım...
Neler mi yapılacak bu ay;- Akmerkez'de FashionAir atraksiyonunda Deniz Berdan ve Beg'in sergisi gezilecek
- Aslı Filinta'nın sample sale'ine gidilecek (11-12 Haziran, Nişantaşı Lappart PR)
- Biu Factory'nin cici tasarımları Bebek Şenliği'nde görülecek
- Bodrum'da "Moda Sanattır / Fashion is Art" sergisi açılacak
- Partilere gidilecek
- Mezunlar Günü'nde arkadaşlarla buluşulacak
- Kavuşulacak!
- Temmuz'da yaşayacağım hayatımın atraksiyonuna hazırlanılacak :)
Hoşgeldin Haziran...
Monday, 24 May 2010
Ofisteki şıklar için yeni bir blog! Chic @ Office...
Uzun zamandır aklımda olan yeni blogum artık ekranlarınızda! Ofisteki birbirinden şık, birbirinden stil sahibi arkadaşlarımın her gün ofise ne kadar şık geldiklerini cümle alem görecek artık... Arkadaşlarımın hepsine tek tek teşekkür etmek isterim destekleri için...
Chic @ Office'e gelince... Üstüne çok fazla konuşmak istemiyorum... Bizim olduğunu düşündüğümüz herşeyle ilgili planlarımız olduğu gibi benim de bazı planlarım var tabi. Bakalım neler olacak...
İşte Chic @ Office
Şık arkadaşlarımdan birkaçı :)
İyi seyirler :)
Tuesday, 11 May 2010
İlham depolamaya devam...
Rengarenk başlayıp aynı renklilikte devam eden günümden birkaç kare daha paylaşmak isterim... Aşağıdaki resim geçen yazımda bahsettiğim hamsilerin bulunduğu koleksiyondan bir parça.. Hatta son parça, hala şövalede taze taze boyaların kurumasını bekliyor. Burada palete de dikkat ederseniz, bir gök kuşağı göreceksiniz...
Atölyenin insanın içine işleyen atmosferi...
Yine koleksiyondan birkaç parça...
Atölyenin bahçesinin iç duvarı, burası aynı zamanda Osmanlı döneminden kalma bir hamam.
Hamsilerden farklı bir kesit... Kartpostalda.
Bu da benim çalışma masam... Suluboyalarım, eskiz defterim ve diğer dağınıklıklarım...
Çok seviyorum bu resim olayını... Ama resim yapmak rahatlatır vesaire diye ahkam kesemeyeceğim. İnsanın beklentisine göre resim yapmak da bazen gerilimli bir aksiyon olabiliyor. Özellikle de yüzlerce muhteşem tablonun arasında hala cinalivari resimler yapıyorsanız ve karşılaştırma gafletindeyseniz..
Atölyeyi Sultanahmet tarafına yolunuz düşerse gidin görün derim. İlhami Atalay'dan da hep kulağıma küpe olan bir şey paylaşmak isterim...
"Resim de hayat gibidir, estetik birşeyler yapmak istiyorsan çizdiğin şeyler sadece yuvarlak da olsa farklı boyutlarda, farklı renklerde olmalı... Nasıl her gününü aynı yaşarsan hayatın monotonlaşır ve sıkılırsın, resimde de aynen böyle."
Hayatta hep renkli, ritmik, harmonik ve monotonluktan uzak durabilsek keşke... Aynen Ressam İlhami Atalay'ın tuvallerindeki gibi...
DDBJ83X6DE7Y
Monday, 10 May 2010
Uyyy hamsii, ne oldi saa boyle!
Haftasonu resim hocam İlhami Atalay'ın atölyesine gittim. Uzun bir aradan sonra tükenen ilham depolarımı yeniden şarj etmek, yeni suluboya denemeleri yapmak ve hocamı görmek için... İnsanın bir kere tanıyınca hayatında hakikaten yer eden, vizyonunu değiştiren, hassas ve inanılmaz yaratıcı bir insandır İlhami Atalay... Doğaldır bir kere, ama her zaman ulaşılabilir değildir. Onu yıllardır tanıyan insanların bile tam olarak tanıyabildiklerinden inanın emin olamıyorum... Bana insanın derin bir varlık olduğu hatırlattığı için minnettarım kendisine...
Neyse, gittiğimde galeride kendisi yoktu. Fakat bir sergi için hazırladığı yeni koleksiyonu galerideydi, tek kelimeyle bü-yü-len-dim! Ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız...
Koleksiyonun ilk parçalarından birinin kübist ve dinamist bir noktadan çıktığını biliyordum. Hatta kolaj olarak yapılan eskizinde bol bol futbolcu gördüğümü çok net hatırlıyorum. Sonradan bu futbolcular renkli camlardan yansıyan birer pırıltıya dönüştüler o ayrı.
Ve derya kuzularının son halleri işte aynen böyle... Dünyanın en şanslı hamsilerinin Karadeniz'li bir ressama ilham vermesiyle gözlerim bayram etmiş mi, etmemiş mi siz karar verin...
Haftasonu yaptığım ilham dolu atraksiyonumun detaylarına kaldığım yerden devam edeceğim... Herkese ilham dolu günler dilerim...
Bu arada; Bilgehan Atalay'a hamsi hikayesini çekerken yardım ettiği için, Zor Müşteri'ye de teknik desteğinden dolayı teşekkürler...
Neyse, gittiğimde galeride kendisi yoktu. Fakat bir sergi için hazırladığı yeni koleksiyonu galerideydi, tek kelimeyle bü-yü-len-dim! Ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız...
Koleksiyonun ilk parçalarından birinin kübist ve dinamist bir noktadan çıktığını biliyordum. Hatta kolaj olarak yapılan eskizinde bol bol futbolcu gördüğümü çok net hatırlıyorum. Sonradan bu futbolcular renkli camlardan yansıyan birer pırıltıya dönüştüler o ayrı.
Haftasonu gördüğüm ve hikayesiyle de beni benden alan tablonun ilham kaynağı ise "hamsi"! Evet bildiğiniz derya kuzuları... Hikayeyi çıkış noktasından itibaren fotoğraflarla anlatmak istiyorum. Çünkü şu noktada kelimeler kifayetsiz.
İşte o şanslı hamsiler... Her hamsi bir gün kılçık olacaktır ama bu hamsiler biraz daha fazlası olmuşlar...
Hamsilerin sonraki durağı çini mürekkebi bir çalışma ile Taksim sanat Galerisi olmuş...
Şu an dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış olan hamsiler, Paris ve Münih başta olmak üzere birçok sanatseverin sevdiği mekanları süslüyor...
Ve derya kuzularının son halleri işte aynen böyle... Dünyanın en şanslı hamsilerinin Karadeniz'li bir ressama ilham vermesiyle gözlerim bayram etmiş mi, etmemiş mi siz karar verin...
Haftasonu yaptığım ilham dolu atraksiyonumun detaylarına kaldığım yerden devam edeceğim... Herkese ilham dolu günler dilerim...
Bu arada; Bilgehan Atalay'a hamsi hikayesini çekerken yardım ettiği için, Zor Müşteri'ye de teknik desteğinden dolayı teşekkürler...
Subscribe to:
Posts (Atom)
Popular Posts
-
Galata Moda'yı yağmur dolayısıyla yüksek tavanlı dükkanlarında ağırlayan Serdar-ı Ekrem Sokak, öğleden sonra yağmura rağmen çok kalabalı...
-
Aylardır beklediğim The Great Gatsby sonunda vizyonda! Gecikmeli olarak vizyonda olması beklentilerimi artırmıştı tabi ki ama şunu da itir...
-
Yeni yıla girmek neden heyecanlandırır insanı... Yaşanacak koskoca bir yıl! İçinde henüz gelmemiş iki bahar, açacak çiçekler, hem de ...
-
"Stil" kelimesi en çok "İtalyan"la bir arada kullanıldığında dikkatimi çekiyor. Evet benim muhteşem ikilim; İtalyan Stil...
-
Dün Cemal Süreya'nın ölüm yıldönümüydü... Yıllar önce Radyo Boğaziçi'nin online dergisinde yayınlanan yazımı Cemal Süreya anısına b...
-
Ofisteki kahve molalarını internetten alışveriş yaparak geçiren biiiiir sürü arkadaşım var. Malum online alışveriş cennetlerine gümbür gümb...