Showing posts with label Chanel. Show all posts
Showing posts with label Chanel. Show all posts
Wednesday, 12 October 2011
Sunday, 19 September 2010
Kış için trendlerden trend beğen: Örgü deliliği….
Yeni sezonun bana göre en bomba akımlarından biri örgü trendi… En sevdiğim soğuk hava aktivitelerinden biri olan örgü örmeyi yine aksiyon planlarıma hazır eklemiş ve örgü çantamı birbirinden yumuşak yünlerle doldurmuşken, bu konuyu burada da paylaşmak istedim.
Boş zaman aktivitesi…
Öncelikle örgü delisi birisi olarak ilk tavsiyem bu sene kendinize illaki bir DIY örgü projesi bulmanız. Bir atkı bir bere olur, her ne olursa olsun kesinlikle stres alıcı bir eylem. Ben geçen sene bir hırka örmüştüm, onu da burada görebilirsiniz. Hem örerken olaya kanalize de olmanız da gerekmiyor, müzik dinleyebilir hatta film bile izleyebilirsiniz.
Podyumlardan...
Tasarımcıların 2010 kışı için tasarladığı örgü hırka ve elbiseleri podyumlarda bolca gördük… Şimdi sıra onları giymeye geldi. Çoğunlukla uzun hırka ve elbise şeklinde karşımıza çıkan örgüleri hatırlayalım…
Boş zaman aktivitesi…
Öncelikle örgü delisi birisi olarak ilk tavsiyem bu sene kendinize illaki bir DIY örgü projesi bulmanız. Bir atkı bir bere olur, her ne olursa olsun kesinlikle stres alıcı bir eylem. Ben geçen sene bir hırka örmüştüm, onu da burada görebilirsiniz. Hem örerken olaya kanalize de olmanız da gerekmiyor, müzik dinleyebilir hatta film bile izleyebilirsiniz.
Podyumlardan...
Tasarımcıların 2010 kışı için tasarladığı örgü hırka ve elbiseleri podyumlarda bolca gördük… Şimdi sıra onları giymeye geldi. Çoğunlukla uzun hırka ve elbise şeklinde karşımıza çıkan örgüleri hatırlayalım…
Martin Margiela, Mark Fast, Dior
Martin Margiela avangard tarafından yaklaşmış olaya her zamanki gibi... Kesinlikle ilham verici. Nasıl ve nerede giyerim sorusunu değil, başka ne örebilirim sorusunu sordurtuyor.
Mark Fast, triko konusunda uzun zamandır takibinde olduğum bir tasarımcı. İlmeklerle oynamayı çok seviyor. Yukarıdaki elbise aslında onun kendine özgü stilini çok yansıtmıyor. Ama aşağıdaki elbiseyi nerede görsem Mark Fast'i tanırım.
Dior'un babyblue kurdeleyle süslediği dizboyu hırkası da sezonun trendini stil opsiyonu olabilirliği açısından anlatsa da ilham açısından kesat.
İllaki ilham alacaksak, kesinlikle aşağıdaki kolaj daha faydalı. Hem örmek için uygun, çünkü kalın iple örüldüğü için çabucak biter. Ayrıca "chunky knit" trendinin de görsel sözlükteki karşılığı olmaya aday bu örgüler, soğuk kış günlerinde sokağa yorgana sarılıp çıkma isteğine hizmet edecek.
Hüseyin Çağlayan
Çağlayan, bu kış sezonunda el örgüsü dokular yaratmış. Dokularını da aksesuar olarak tozluk ve atkılarda kullanmış. Benim favorim atkı.
Issey Miyake, Chanel, Issey Miyake
Chanel, her zamanki gibi silüeti olduğu gibi bırakmış. İnsanda tavşan sevme hissi uyandıracak kazak ve elbiseler yapmış. Soldaki fotoğraflar Uzak Doğu'dan. Çin'de düzenlenmiş bir örgü yarışmasının finalistleri... Bana podyumlardan çok daha enteresan geldi... 

Bir sonraki yazımda daha da ilginç örgüler paylaşacağım... Şu kadarını söyleyeyim, benim gözlerim bayram etti...
Wednesday, 2 December 2009
Coco Before Chanel... 10 üzerinden 3,5...
Oysa Coco Before Chanel filmini aylarca merakla beklemiştim...
En sonunda izledim... Malesef yüksek beklentilerim yüzünden filmden pek keyif alamadım... Bir kere filmin enerjisi çok düşüktü... Modayla ilgili bir film kesinlikle değildi... Hani aşk hikayesi desek, o da tam değil... Hayat hikayesi desek, o da değil... Rus klasiklerinde romana girerken yazar önce hikayenin geçtiği ortamı anlatır ya 50 sayfa... O ağaç gölgesi altındaki minik klube sevimsizleşir anlattıkça... Ya da şehrin manzarasına hakim görkemli şato sıkıntıdan insanın gözünde küçülür... Yazar aynen benim şu an yapmakta olduğum gibi bir türlü sadede gelemez... Bende öyle bir his uyandırdı bu film... O durgun hikayenin bir yerlerde düğümlenip, hızla çözülmesini bekledim. Sabırla... Fakat hiçbir şey düğümlenmedi...
Chanel'in statüsündeki hızlı çıkış bana göre cansız bir şekilde anlatılmış... Audrey Tatu'nun yaramaz bir çocuk gibi gülümsemesine alışkanlıktan mıdır nedir? Biraz gülümsesin diye gıdıklamak bile istedim... Ama tüm çabalarım boşunaydı...
Tabi tüm bu yorumlar tamamen kişiseldir...
İzleyen var mı? Filmden aldığı tadı - alabildiyse tabi- paylaşmak isteyen?
En sonunda izledim... Malesef yüksek beklentilerim yüzünden filmden pek keyif alamadım... Bir kere filmin enerjisi çok düşüktü... Modayla ilgili bir film kesinlikle değildi... Hani aşk hikayesi desek, o da tam değil... Hayat hikayesi desek, o da değil... Rus klasiklerinde romana girerken yazar önce hikayenin geçtiği ortamı anlatır ya 50 sayfa... O ağaç gölgesi altındaki minik klube sevimsizleşir anlattıkça... Ya da şehrin manzarasına hakim görkemli şato sıkıntıdan insanın gözünde küçülür... Yazar aynen benim şu an yapmakta olduğum gibi bir türlü sadede gelemez... Bende öyle bir his uyandırdı bu film... O durgun hikayenin bir yerlerde düğümlenip, hızla çözülmesini bekledim. Sabırla... Fakat hiçbir şey düğümlenmedi...
Chanel'in statüsündeki hızlı çıkış bana göre cansız bir şekilde anlatılmış... Audrey Tatu'nun yaramaz bir çocuk gibi gülümsemesine alışkanlıktan mıdır nedir? Biraz gülümsesin diye gıdıklamak bile istedim... Ama tüm çabalarım boşunaydı...
Tabi tüm bu yorumlar tamamen kişiseldir...
İzleyen var mı? Filmden aldığı tadı - alabildiyse tabi- paylaşmak isteyen?
Friday, 7 August 2009
Coco before Chanel... Merakla bekleniyor!
Daha önce kendisinin hayat hikayesini araştırmış, hatta bir yerde yayınlatma fırsatı bulmuştum. O araştırmalardan aklımda kalanlarla şunları söyleyebilirim: Gabriel (yani Chanel) annesini veremden kaybedip babası iki kardeşi ile kendisini terkettiğinde yetimhanemsi bir yerde kalmıştır ve orada Chanel'e "Coco" demişlerdir.
O yıllarda rahibeler için birşeyler diken Coco, daha sonra şapkalar tasarlamış... Ve hikayenin devamını benim de merakla beklediğim "Coco before Chanel"de izleyeceğiz...
COCO BEFORE CHANEL: Movie Trailer - Click here for this week’s top video clips
Filmin tanıtımını yukarda bulabilirsiniz... Daha fazlasını merak edenler, buyrun
Subscribe to:
Posts (Atom)
Popular Posts
-
Galata Moda'yı yağmur dolayısıyla yüksek tavanlı dükkanlarında ağırlayan Serdar-ı Ekrem Sokak, öğleden sonra yağmura rağmen çok kalabalı...
-
Aylardır beklediğim The Great Gatsby sonunda vizyonda! Gecikmeli olarak vizyonda olması beklentilerimi artırmıştı tabi ki ama şunu da itir...
-
Yeni yıla girmek neden heyecanlandırır insanı... Yaşanacak koskoca bir yıl! İçinde henüz gelmemiş iki bahar, açacak çiçekler, hem de ...
-
"Stil" kelimesi en çok "İtalyan"la bir arada kullanıldığında dikkatimi çekiyor. Evet benim muhteşem ikilim; İtalyan Stil...
-
Dün Cemal Süreya'nın ölüm yıldönümüydü... Yıllar önce Radyo Boğaziçi'nin online dergisinde yayınlanan yazımı Cemal Süreya anısına b...
-
Ofisteki kahve molalarını internetten alışveriş yaparak geçiren biiiiir sürü arkadaşım var. Malum online alışveriş cennetlerine gümbür gümb...






