Showing posts with label Moda Çekimi. Show all posts
Showing posts with label Moda Çekimi. Show all posts

Monday, 1 November 2010

Maskeler melek mi şeytan mı? Cadılar Bayramı...

Puslu ve karanlık bir Ekim alacakaranlıığnda boş şatoyu vampirler değil ama melekler ve şeytanlar basar... Biz aslında pek kutlamayız bu Cadılar Bayramı'nı demeye kalmadan bir çan sesi gökleri yırtarak yaklaşıverir olduğumuz yere... 

Ve madam Hatyaana, şatonun kalın ve siyah kadife perdelerini açarak -çünkü içimizdeki en cesaretli kişi odur- bize çok korkmamamızı söyler... Şatoya atlılar ve çanbazlar eşliğinde Senna yaklaşmaktadır. Senna kraliçe Midasya'nın en küçük kızıdır. Periler aleminden gelen herkesi anlattığı hikayelerle hipnotize edip insana çevirmekte ve krallığında bu insanları çalıştırmaktadır. Senna'yı şatoya Hatyaana davet etmiştir, ancak Senna'nın özel güçlerini fani bir insan özelliklerine dönüştürmesinden çekinir ve maskesini kız kardeşi Duygellina'ya verip şatonun karanlık ve örümcek dolu dehlizlerine doğru uzaklaşır...
Duygellina dehlizin aydınlığa açılan odalarının birinde Senna'yı beklemeye koyulur. Senna'nın gizli güçlerinden bihaber olan Duygellina, Supremani kolyesini astığı daldan alıp kendince hazırlıklar yapar.
Faniler Festivali'nde örümceğe çevirdikleri örümcek adamın özel güçlerini parmaklarına aktarır.
Maskesini takıp hazırlıklarını tamamlar.
Senna ise Troffolin meydanındaki ayinden gelmektedir ve şatonun kapısından içeri girene kadar kimsenin kendisini transtan çıkarmaması emrini vermiştir. Senna'dan çekinen yardımcıları kendisini uyandırmamış ve şatoya girebilmesi için gerekli hazırlıkları kendileri yapmıştır. O sırada Senna, rüyalar ülkesindeki en güzel ve en güçlü ninosularla anlaşır (ninnosu: insan ruhu ve melek karışımından yaratılmış varlık) ve kendisinin şatodan çıkışına kadar onun için dua etmelerini ister.
Rüyalar aleminden yavaşça şatoya doğru iner ve usulca uyanıp, Duygellina'yı karşılaşmalarının şerefine Takoni dansına davet eder.

Çünkü Takoni dansını yaparken tüm maskeler çıkartılmaktadır. Bunu hesaba katmayan Duygellina maskesini çıkarıp Senna'yla lirik dansı andıran Takoni yapmaya başlar.
Ve dans esnasında Senna, Duygellina'yı geçici süreliğine paralize edip maskesini alır. Duygellina'yı baygın halde bırakıp Supremani kolyesini aramaya koyulur.
Ancak Senna'yı bir sürpriz beklemektedir. Hatyaana, Duygellina'ya maskesini verirken, maskeyi tehlike anında kendisine haber vermesi için programlamıştır. Şato ahalisinin dışında birinde olduğunu anlayan maske Senna'ya korkuyu tetikleyen beyin dalgaları gönderir ve Senna panik halinde kaçmaya çalışırken Hatyaana'ya haber verir.
 Hatyaana hemen Supreman'a haber verir ve Supreman Duygellina'yı kurtarmak için delizin kapısından hızla çıkıp konukların karşılandığı geniş salona ulaşır. Duygellina'yı uyandırıp, olanları anlatması için Hatyaana'ya götürür.

O sırada Senna çanbazlarına çanları daha sesli çalmaları için emir vermiş, hızla uzaklaşmakta, yolda atmak zorunda kaldığı maskenin bir ucu kırılmış yerde durmaktadır. Hatyaana'nın güçlerini alamadığı ve kolyeyi bulamadığı için kendine kızarken, bir sonraki ziyareti için planlar yapacaktır.

Hatyaana, Duygellina'nın bir daha maskeyi çıkaracak dikkatsiz davranmaması için bunun ona bir ders olacağını düşünürken, en sevdiği maskesi için de biraz üzülmekte ve Senna ile bir sonraki buluşmaları için de bir sürpriz planlamaktadır.

"Happy Halloweeen"

Wednesday, 27 October 2010

Özlenen markayla beklenen kavuşma... H&M yola çıktı!

Sabırsızlıkla beklediğimiz H&M buluşması çok yakında gerçekleşecek. 6 Kasım'da Forum İstanbul'da açılacak ilk mağazanın ardından İstinye Park'ta H&M'le modaya doyacağız. Kırmızıların bol bol kullanıldığı koleksiyonu bakın kimlerin üstünde göreceksiniz ilk kez...  

Önce aksesuarlara bakalım... Malumunuz kış yaklaşıyor. Ve kışın o gri ve basık havasını dağıtmak için bol seçenekli aksesuar reyonlarından şöyle detaylar vereyim...
Ve Iconjane'imiz üzerinde 10 numara duran kırmızıları seçerken...
Ben bu kıyafetleri kesinlikle çook beğendim.
Moda Mutfağı'nda pırıltılı bir model. Yılbaşı pişti olma sinyallerini almaya başladım bu elbiseyi görünce... Ama piştiye rağmen bu elbiseyi alıp giymeye değer mi, değer!
Ve Moda Tutkusu... Kıyafetleri üşenmeden giyip çıkardığı ve fıstık fıstık pozlar verdiği için beni çok mutlu etti. Toplantı kaçırtan bir çekim oldu ama kesinlikle değdi :)
Bu fotoğrafları beğendiyseniz diğer fotoğraflar için Moda Sanattır Albümü'ne de bakabilirsiniz. Ayrıca Moda Tutkusu, Moda Mutfağı ve Iconjane'e uğrayabilirsiniz.
xoxo

Tuesday, 26 October 2010

Vintage deyince illa aklımıza babannemiz mi gelmeli?

Benim için "vintage" çook uzaklarda kalmış bir geçmişteki cıvıl cıvıl bir gençliktir... Ama fotoğraftaki cıvıltı çok yakın geçmişten... Enteresan stiliyle kadrajıma şimdiye kadar çoktan takılmış olması gereken arkadaşımın peşindeyim bundan böyle. Yepyeni projelerde bakalım daha neler göreceksiniz.

Bu fotoğrafa bakarken nedense içimden bu şarkıyı dinlemek geliyor...

Thursday, 21 October 2010

Styling project... Aylar sonra...

Aylardır paylaşılmayı bekleyen styling projemin fotoğrafları gelsin artık... Fazla söze gerek yok sanırım. Birazcık glamour ve kısıtlı bir gardropla yaptığımız çekimi hatırlamak bana iyi geldi... E yeri gelmişken yardımlarını esirgemeyen arkadaşlarım Sasha ve Riwa'ya teşekkürü bir borç bilirim...




 Special thanks to Riwa & Sasha for wardrobe and modeling :)

Wednesday, 28 July 2010

Fashion styling projesinde fotoğrafçıyken...

Son yazılarımda Milano'da keşfettiklerimi paylaşıp duruyorum... Fashion Styling eğitimi için gittim Milano'ya... Domus Academy'de aldığım evlere şenlik eğitimin bir de projesi vardı. Manken, mekan, kıyafetleri bir temaya göre seçip moda çekimi yaptık her birimiz... E tabi bazı aksaklıklar olunca mankenler stilistler birbirine karıştı... Şöyle ki, aşağıda gördüğünüz fotoğrafları ben çektim, stilistliği ve modelliği -model çekime gelemeyince-  ise Nicole yaptı... Yani proje Nicole'un projesi... Benim projemi de yakında göreceksiniz...





Styling: Nicole
Fotoğraflar: Pınar
Tema: 40'lar

Wednesday, 21 April 2010

Bir, ki, üç ve son!

Hafta sonu Puma'yla yaptığımız spor aktivitesini maviş maviş sonlandırdık... Tatil sezonunun iyice yaklaştığı şu günlerde eminim ki birçok kişi spor salonlarının yollarını aşındırmaya başlamıştır... Ben insanların sporla ya da sevdiği şeylerle uğraşarak, eğlenerek vakit geçirmelerini görmeyi seviyorum. Kesinlikle pozitif enerji yayıyorlar bu şekilde...

En tahammül edemediğim şeylerden biri mayışık mayışık oturulması... Hem sıkıcı, hem saçma, hem anlamsız geliyor... Dolayısıyla beni ve çevremdekileri oturduğu yerden kaldırıp, harekete geçiren her şeye sonsuz minnetarım... Bu bağlamda ilk bulduğum pilates topunu sevgiyle kucaklamak üzere huzurlarınızdan ayrılıyorum, esen kalın...

Tuesday, 20 April 2010

Oyuna devam! En sevdiğim spor...

Sizin en sevdiğiniz spor hangisi? Salonda mı, yoksa açık havada mı spor yapmayı seversiniz?

Hangi psikolojiye dayanarak bu oldu bilmiyorum ama ben en çok ağırlık kaldırmayı severim. Sanırım belim bükülmeden kendime güçlü olduğumu kanıtlamaya çalışıyorum. Kendimi Atlas gibi hissediyorum belki... Komik biraz ama öyle...

Bir de bisikletle gezmeyi severim. Ama düz veya yokuş aşağı olmalı gittiğim yol. Yoksa bisikleti kucaklayıp olayı tekrar ağırlık kaldırma durumuna getiriyorum ki, bu kesinlikle komik duruyor. Spor salonundaki bisiklet olayı da fena değil... Ama ayda yürüyor gibi hissetmek daha eğlenceli geliyor bana.

Akadlar Club Sporium'daki egzersizlere gelince aynen şöyle devam etti... Limon sarısı üste kesinlikle ba-yıl-dım!
Aşağıdaki hareket kolların sarkmasını önlüyor diye biliyorum.
Bileklik fonksiyonelden çok estetik, değil mi?
Bitti mi? Hayır...

Oyun başlasın!

Eveet, ısınma hareketlerinin ardından sanırım harekete hazırız...

Spor yapmanın en sevdiğim tarafı enerjik bir aksiyon olması. Özellikle masa başı bir işte çalışıyorsanız biriken enerjiniz sinir, stres, gerginlik ve yağa dönüşmeden atmanın bir yolunu bulmak gerekiyor. Ve bu enrjileri atarken kesinlikle keyif almak şart! Mesai harcar gibi spor yapmaya çalışınca alışkanlığa dönüşmesi mümkün müdür acaba?

Biz de bu halet-i ruhiyeden yola çıkarak spor yaparken eğlendik, eğlendik, eğlendik... Sanmayın ki fotoğraf çekerken spor yapıamıyor... Arkadaşımın karşısında elimde fotoğraf makinesiyle görmüş olduğunuz hareketleri aynen tekrarladım.

İşte hareketler

  • Zıpla zıpla zıpla

  • Pilates topunu kucaklıyoruz :)

  • Kaslar hem dengede, hem de gergin

  • Bir, ki, üç ve dört...

  • Son hareketler ve rahatlama...

Nerede bu kadar eğlendik? Akadlar Club Sporium
Ne giydik? Puma Fitness Koleksiyonu
Devamı geliyor :)
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts