Showing posts with label moda. Show all posts
Showing posts with label moda. Show all posts

Monday, 9 August 2010

Istanbul Fashion Week için dileklerim kabul oldu!


Geçtiğimiz moda haftasında Yaprak Aras Şahinbaş moda haftasıyla ilgili yorumlarımızı iletmemizi istediğinde Aslı Filinta ve Bora Aksu gibi isimleri de moda haftasında ağırlamanın moda haftası açısından pozitif olacağını söylemiştim.

Bkz: "Türk moda bloglarına sorduk" Sabah

O sıralarda basın, Meg Ryan'ın panikatak/klostrofobi kriziyle çadırı parçaladığına odaklanmıştı ve birçok kişi moda haftasından haberdar bile değildi... Anladığım kadarıyla zaten yurt içindeki vatandaşın ilgisini çekmek yerine, yurt dışındaki basının ilgisini çekmek amaçlanıyordu. Gayet tahmin & kabul edilebilir bir strateji aslında ama ünlü seçimi tuhaftı. Ununu elemiş, eleğini asmış Meg Ryan'ın panik atağı da olmasa eminim basında yer alacağı filan yoktu. Neyse...

"Dileklerim kabul oldu" kısmına gelince...

IFW'nin ilk gününde Bora Aksu koleksiyonu podyumlarda olacak. Hangi koleksiyonuyla yer alacağını bilmemekle birlikte umarım retrospektif bir defile yerine yepyeni bir koleksiyon sergiler. Bora Aksu'nun London Moda Haftası için verdiği ropörtajlardan birinde söylediğine göre, kendisi defileye hazırlanırken en çok spesifik kızlar seçmeye odaklanıyormuş. Bakalım IFW'de de buna dikkat edecek mi?

Ayrıca moda haftasına Sex And The City'nin stilisti Patricia Field gelecekmiş. SATC2'nin aldığı eleştirilere bakarsak aslında bunun da birazcık modası geçmiş bir seçim olduğunu düşünebiliriz, ama olsun. Kesinlikle Meg Ryan'dan daha uygun. Patricia Filed'ı da yakından görenlerin çok şaşırdıklarını duymuştum, bakalım bizi de şaşırtacak mı? NE anlamda olduğunu görünce konuşuruz.

Thursday, 20 August 2009

Vogue Türkiye editörü Seda Domaniç olmuş...

Bir önceki postumda Vogue Türkiye editörünün kim olduğunu bilen var mı diye sormuştum... Vogue TR künyesi o gün açıklanmış:

Yayın yönetmeni: Seda Domaniç
Moda direktörü: Mary Fellowes
Sanat yönetmenleri: Andrew ve Iain Foxall

Burada yaklaşım beklediğimizden farklı oldu tabi... Ne tahmin edilen isimler, ne de tahmin edilen yapı var...

Türk kaşığıyla İngiliz maması yeriz bir süre... Ama şimdiye kadar takip ettiğimiz diğer moda dergileri umarım promosyon vermekten daha yaratıcı çıkış planları yaparlar ki Mart 2010 geldiğinde kepenkleri kapanmasın...

Tuesday, 18 August 2009

The September Issue is on the road!

Tüm yaz boyunca moda dergileri, moda aşkımıza incecik fasikülcüklerle zorla oruç tutturdu... Ama "time is over"... İşte Ağustos'un da sonuna geldik... Ve Eylül bunca zamanlık açlığımızı mükellef bir içerikle yatıştıracağa benziyor.

Şöyle ki; moda dergileri birazcık daha kalınlaşacak... Reklamları bile ağzımızın suyu aka aka okuduğumuz için -en azından ben öyleyim- bu gelişme yüreklerimize su serpecek...

Ve asıl bomba; şeytana bile pabuç olarak Prada giydiren güzide Vogue editörü Anna Wintour ve saz arkadaşlarının Eylül sayısını nasıl hazırladıklarına dair bir belgesel çekildi... Ve o da çok yakında vizyona girecek...

Şeytan Marka Giyer (Dewil Wears Prada) filminde asistanlara kök söktüren gıcık bir patron olarak karşımıza çıkan Wintour'u-en azından benim aklımda öyle kalmış-, bu sefer kendisi performansıyla izleyeceğiz...

Kısa boyu ve küt kesilmiş saçlarıyla her ne kadar bana daha yumuşak bir kadını anımsatsa da, dergi kapağının fontlarına "bu ne, bunu körlere mi okutacaksınız" gibi uyuz mu uyuz yorumlar yaparak hakikaten ekibinin canına okuyormuş... Ama birçoklarının ağzının suyunu akıtarak yirmi küsür yıldır sürdürdüğü kraliçeliğin de sert bir maskeye ihtiyacı olabilir tabi...


Her neyse, bu kadar reklamının yapılacağı ve sanal alemde bile meraklı bir güruh edinen Vogue Eylül sayısı görebileceğimiz en kalın moda dergilerinden biri olacak... Tanıtım filminde şöyle bir laf geçiyor; if fashion is religion, this is bible (eğer moda dinse, bu da kutsal kitabı!)...


The September Issue - Funny videos are here

Hadi bakalım, geri saymaya başlıyoruuuz... Şimdilik avunabilmek için de minik bir iftariye... Buyrun

Bu arada, Vogue Türkiye de Eylül de mi yayınlanacak? Bir de genel yayın yönetmeni kim olmuş, bilen var mı?

Friday, 7 August 2009

Coco before Chanel... Merakla bekleniyor!

Moda dünyasına adını altın harflerle yazdıran Chanel'in hayat hikayesi de en az tasarımları kadar ilgi çekici...

Daha önce kendisinin hayat hikayesini araştırmış, hatta bir yerde yayınlatma fırsatı bulmuştum. O araştırmalardan aklımda kalanlarla şunları söyleyebilirim: Gabriel (yani Chanel) annesini veremden kaybedip babası iki kardeşi ile kendisini terkettiğinde yetimhanemsi bir yerde kalmıştır ve orada Chanel'e "Coco" demişlerdir.

O yıllarda rahibeler için birşeyler diken Coco, daha sonra şapkalar tasarlamış... Ve hikayenin devamını benim de merakla beklediğim "Coco before Chanel"de izleyeceğiz...


COCO BEFORE CHANEL: Movie Trailer - Click here for this week’s top video clips

Filmin tanıtımını yukarda bulabilirsiniz... Daha fazlasını merak edenler, buyrun

Wednesday, 5 August 2009

Ta tata taaaa... Dongggg... Başlıyoooorrr....

Moda sanattır diye bir genelleme yapamasak bile, moda ve sanatın birçok noktada örtüştüğü bir gerçek.

Fotoğraf, resim, çizim, tasarım vesaire gibi modayı besleyen birçok unsur bu iki konseptin birbirine yakınlaşmasını hatta bütünleşmesini sağlar...

Moda derken aslında "fast food"un mideler dolduğunda tüketmeye devam etmeyi sağlayan, tek yıkamada yamulup kalan "fast fashion" konseptini kastetmek istemiyorum...

Ama o tip şeylerin de her sabah evden çıkmadan önce "ne giysem" konulu sinir krizlerine ufak çaplı ilaç olduğu da yadsınamaz...

Her neyse, "modayla ilgileniyorum" diyen kişinin baştan aşağı süzüldüğü ve ikoncan kılıklı bir görüntüsü yoksa aşağılayıcı bakışlara maruz kaldığı ortamlara son zamanlarda sık sık rastlıyorum...

Ve, modanın tasarım ve hakikaten sanatsallıkla ilgisi olan tarafıyla ilgilenen biri olarak, geçirdiğim derin "ne yapsam??" krizlerinden sonra işte burdayım... Belki de ikoncan olmadan da modayla nasıl ilgilenebildiğimi kendime göstermek için!

Portal yapmak için çok debelendim... Yapmak istediğim şeyleri sadece blog yazarak yapabilmek mümkün görünmüyordu... Hala da görünmüyor... İnternetin derya deniz ortamında bir damla olmak, yapmak istenenlerle kıyaslandığında hiçbir şekilde yeterli görünmüyor...

Ama iç konuşmalarımın artık kafamdan taştığı noktada, sırf şu içimdeki ne yapacağını bilmez küçük cadıyı susturmak için yazmaya karar verdim...

Kimsenin okumaması seçeneğini içime sindirerek ve google searchlerine takılmayacak kadar köşede kalabilecek olma durumunun hiçbirşey yapmadan durmaktan daha az ezik olduğu gerçeğini kabul ederek başlıyorum...

Yes. Modanın (not fast fashion) sanatla buluşabildiği ve benim bunu yakalayabildiğim her ne varsa buraya yazmayı planlıyorum...

En azından az önce bahsi geçen minik cadı susana kadar...
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts