Showing posts with label IFW 2010. Show all posts
Showing posts with label IFW 2010. Show all posts

Friday, 3 September 2010

Özet olarak... İstanbul FW. Bitti...

IFW 2010 bitti artık yeni moda haftalarına, FNO'ya ve diğer atraksiyonlara hazırız... Kendisi giden ama izi kalan moda haftasından kendimce cımbızladığım detaylar şöyle...

Pırıltılardan yine vazgeçilmemiş...
Birçok tasarımcı koleksiyonlarında yine payetli, pullu ve taşlı ışıltı detaylarına yer vermiş: lame, dore ve krem renkler tercih edilmiş.

Kumaşlar desen desen...
Etnik desenlerden 60'lara, 70'lerden leopara birçok renk ve desende tasarım gördük... En eğlenceli kumaş seçimini Günseli Türkay, en etnik seçimi ise Atıl Kutoğlu yapmış...


Bol bol detay...
Eldivenden fiyonka, çiçekten büzgüye, dantelden transparana ne ararsanız vardı... IFW'nin en sofistike detayları şüphesiz Bora Aksu koleksiyonundaydı.


Ve aksesuarlar...
IFW'nin en ilgi çekici aksesuarı Deniz Berdan'dan geldi... Koleksiyonlarda bol bol eldiven gördük, ayakkabılar önümüzdeki sezon neler giyileceğini az çok anlatıyordu. Saç bantları ve şapkalar da aynen şöyleydi:

Mekanlar
Diğer IFW'den farklı olark bu sefer Özlem Süer ve Bahar Korçan farklı mekanlarda defile yapmayı tercih etti. Tahminimce farklı mekanlarda defile yapma konusu IFW için yeni bir trende dönüşebilir. Basının lokasyonlar  arası koşturmasına sebep olacak olsa da en azından davetli sayısıyla doğru orantılı mekan seçimine olanak verebilir.

Koleksiyonlar gelecek sezonların ancak, eminim ki birçok dizi ve TV programında özellikle Özgür Masur, Zeynep Tosun  ve Arzu Kaprol'ün tasarımlarını göreceğiz.

Tuesday, 31 August 2010

IFW: Murso kadınları Brig Laugier katlamaları içinde ne arıyor?

Arzu Kaprol'ün IFW'de sunduğu koleksiyonunun ilham kaynaklarından bahsediyorum. Her ikisi de eminim ki onlarca sanatçıya ilham olmuş, binlerce çeşit tasarımda -bir de tabi ki belgesellerde- karşımıza çıkıp şaşırmıştır bizi... Katlama deyince ben şansımı her ne kadar origamiden kullanıyor olsam da Arzu Kaprol gayet Brig Laugier'in katlamalarını seçmiş... Neden mi bahsediyorum...

İşte Brig Laugier katlamaları...

Bu da görür görmez tanıyacağınıza emin olduğum Murso kadını...
Ve Arzu Kaprol'ün Mursi kadınlarından ilham aldığı tasarımları...

Sunday, 29 August 2010

IFW: Mavi mi olsa, pembe mi, yoksa transparan patron mu?

Burda dergisi alan var mı? "Fast fashion" olayı bu kadar yaygın değilken -ki sanırım bu bizim çocukluğumuza filan tekabül ediyor- annem Burda'dan birşeyler dikerdi. Ben hala alıyorum Burda'ları... Mehtap Elaidi'nin koleksiyonları Burda'nın Türkçesi daha yokken Alman versiyonlarının olduğu zamanlara alıp götürüveriyor insanı. Çünkü kumaşlarında aynen o dergilerin patronlarının desenlerini kulanmış. Bir de monokromlarla karışık parlak mavi ve pembeler...

Saturday, 28 August 2010

IFW: Tülden periler yapan adam... Özgür Masur

Şimdiye kadar Sindirella masalında kendini kötü kızkardeşlerin yerine koyan bir kıza rastlamadım. Rastlayacağımı da hiç sanmıyorum. Herkes kendi hikayesinde hep esas kız/esas oğlandır. Balosunda, düğününde hep cam ayakkabılar evsahibinin ayağındadır.

İşte eğer masallar gerçek olsaydı, sanıyorum ki Özgür Masur prenseslerin camdan ayakkabıyı getireni bırakıp, somon rengi ayakkabılarını giyebilmek için peşinden koştuğu prens olurdu, -ki bu masalın gelişimi açısından gerçekten enteresan olur.

Özgür Masur, Ten dökümü koleksiyonunda her zamanki gibi bol bol kumaş detayı kullanmış. Tülleri büzmüş, birbirlerinin içinden geçirip elbiseleri sarıp sarmalamış... Uçuşan tül drapeleriyle büyülü bir ten dökümü hikayesi yazmış.




Koleksiyonunda tüllerin yanısıra fiyonk, katlama ve örgü detaylarıyla da harikalar yaratmış.
Bu arada aşağıda gördüğünüz elbiselerde tül tül, saten saten değil, kumaşa basılıp öyleymiş gibi görünüyorlar.. Ben bu detayda da bazı göndermeler seziyorum.
Bu elbiseleri balolarda giymek isteyenler aman dikkat, kendinizi prensesliğe fazla kaptırmayın, saat 12'de -elbiseleri çıkarınca- kabağa dönüşenler olabilir...

Friday, 27 August 2010

IFW: Atıl Kutoğlu Istanbul'da 70'ler rüzgarı estirdi...

İstanbul'u hiç görmemiş birinden İstanbul'u dinlemek çok acayip birşey... Mesela İstanbul'a ilk geldiğinde herkesin çarşaf giyip develerle turladığı bir ambians hayal ettiklerini anlatırlar. Biraz daha turistik tanıtım filmi izleyenlerse Beyazıt - Sultanahmet - Eminönü hattındaki otantik herşeyi tüm İstanbul'la özdeşleştirir...  Bu -ikincisi tabii ki- hem gerçektir, hem de eksik.

Atıl Kutoğlu aslında İtalya'da geçecek olan bir tatile tiril tiril ve kullanışlı elbiseler tasarlamış, biraz da İstanbul'dan ilham almış... İşin içine istanbul giren kısmını anlamak için kendinizi zorlamanıza hiç gerek yok :) Gayet yukarıdaki -2.- tarifi anımsatan otantik desenlerde  kumaşlar kullanmış.

Aşağıdakiler de özellikle soldaki elbise klasik peştamal desenli kumaşlardan...
Otantik doğu renklerinden sadece turkuaz eksik.. Bir de mor...
Ve 70'ler... Desenlere dikkat.
Ve biraz ışıltı...
Atıl Kutoğlu, gayet eklektik bir koleksiyonla podyumları şenlendirdi... Kendisinin İstanbul'da ne kadar yaşadığını bilmiyorum ama sanki şehirle bütünleşen bir tasarımcı İstanbul'un çok daha aşık edici özelliklerinden ilham alabilirdi...

Thursday, 26 August 2010

Bu elbisenin tasarımcısı kim? Günseli Türkay / Deniz Berdan?

Bu rengarenk koleksiyonu çok beğenmekle birlikte bu soru aklımı kurcalıyor: Bu elbise kimin? Bunu kim tasarladı? "Nereden çıkardın bunu şimdi?" demeyin, çünkü bu defilenin stylingini Deniz Berdan yaptı ve tüm akseseuarlar Deniz Berdan tasarımı. Bunda şaşıracak birşey olmadığını herkes biliyor, maaile yaptıkları stylingler ve moda çekimlerini görmeyen kalmadı sanırım. DB JUNK'ta bu kolyelere benzeyen bir sürü örnek de var.

Benim de aklım aşağıdaki kolajı hazırlarken karıştı. Elbisedeki figürler takıların hemen hemen aynısı ve bu bana bu elbisenin tasarımcısının Deniz Berdan olduğunu söylüyor. Yani Günseli Türkay neden gidip de kolyelerin aynısından bir elbise tasarlamış olsun ki?


Koleksiyonun kalanına bakacak olursak, kumaşların üzerindeki renkli resimler büyük pikselleriyle bana yine Pacman'ı andırdı. 80'lerin punk havasını hakkıyla estiren defiledeki diğer parçalar da aynen şöyleydi:




Bu arada şu elbise konusuna dönecek olursam, acaba bu elbisenin Deniz Berdan'a ait olduğunu herkes biliyor da ben mi konuya yabancı kaldım... Olmadı kendisine sorarız :)

Wednesday, 25 August 2010

IFW: Bora Aksu rüyası gerçek oldu işte...

Evet şurada da belirtmiş olduğum gibi, Bora Aksu'nun İstanbul'da bir defile yapmasının tam isabet olduğunu düşünüyordum... Yanılmamışım :)

IFW'nin ilk gün kapanış defilesinde Bora Aksu'nun birbirinden harika tasarımlarını izlemek gerçekten içimi açtı. Soft renklerin içine karıştırdığı koyularla yarattığı kontrast, transparan ve apokaliptik detaylar... Styling zaten harikaydı... Mankenler yine öyle..

İşte fotoğraflar...






First rowdan bir kare...
Anna Piaggi...

Monday, 9 August 2010

Istanbul Fashion Week için dileklerim kabul oldu!


Geçtiğimiz moda haftasında Yaprak Aras Şahinbaş moda haftasıyla ilgili yorumlarımızı iletmemizi istediğinde Aslı Filinta ve Bora Aksu gibi isimleri de moda haftasında ağırlamanın moda haftası açısından pozitif olacağını söylemiştim.

Bkz: "Türk moda bloglarına sorduk" Sabah

O sıralarda basın, Meg Ryan'ın panikatak/klostrofobi kriziyle çadırı parçaladığına odaklanmıştı ve birçok kişi moda haftasından haberdar bile değildi... Anladığım kadarıyla zaten yurt içindeki vatandaşın ilgisini çekmek yerine, yurt dışındaki basının ilgisini çekmek amaçlanıyordu. Gayet tahmin & kabul edilebilir bir strateji aslında ama ünlü seçimi tuhaftı. Ununu elemiş, eleğini asmış Meg Ryan'ın panik atağı da olmasa eminim basında yer alacağı filan yoktu. Neyse...

"Dileklerim kabul oldu" kısmına gelince...

IFW'nin ilk gününde Bora Aksu koleksiyonu podyumlarda olacak. Hangi koleksiyonuyla yer alacağını bilmemekle birlikte umarım retrospektif bir defile yerine yepyeni bir koleksiyon sergiler. Bora Aksu'nun London Moda Haftası için verdiği ropörtajlardan birinde söylediğine göre, kendisi defileye hazırlanırken en çok spesifik kızlar seçmeye odaklanıyormuş. Bakalım IFW'de de buna dikkat edecek mi?

Ayrıca moda haftasına Sex And The City'nin stilisti Patricia Field gelecekmiş. SATC2'nin aldığı eleştirilere bakarsak aslında bunun da birazcık modası geçmiş bir seçim olduğunu düşünebiliriz, ama olsun. Kesinlikle Meg Ryan'dan daha uygun. Patricia Filed'ı da yakından görenlerin çok şaşırdıklarını duymuştum, bakalım bizi de şaşırtacak mı? NE anlamda olduğunu görünce konuşuruz.

Tuesday, 16 February 2010

IFW 2010: BNG de siyaha ağırlık verenlerdendi...

Daha önce de bahsettiğim gibi moda haftasında Hakan Yıldırım kendi koleksiyonunu simsiyah hazırlayarak Koton için hazırladığı renkli koleksiyonla kontrast yaratmıştı...

Kargalar zaten malumunuz simsiyahtı...

Bir siyah da BNG'den geldi hafif yeşil tonlarla karışık...


Ön sıralarda da yine Başak Fransez, Deniz Marşan ve tabii ki Nebahat Çehre...

IFW 2010: Hatice Gökçe'nin kargaları gaklıyor!

Çirkin sesleri dışında simsiyah tüyleri ve 400 yıl yaşayıp kin tuttuklarını tenhada kıstırmalarıyla bildiğim kargalardan esinlenen Hatice Gökçe'nin koleksiyonunda unisex parçalar gözüme çarptı bol bol.


Maskülen kadın giysileri hep favorimdir. Hatice Gökçe'nin de bu çizgide hazırladığı deri ceketleri beğendim.



Moda haftasının ardından bloggerlara yaptığı yorumlarla da adından söz ettiren tasarımcı sayesinde başlayan ateşli tartışmaları buradan takip edebilirsiniz. Bakalım işin sonu nereye varacak?

Tuesday, 9 February 2010

IFW 2010: Hakan Yıldırım for Koton

Kendi koleksiyonunda sadece siyahları kullanan Hakan Yıldırım, Koton için renkli bir koleksiyon hazırlamış. Bu koleksiyonda da yine etekler mini, pantolonlar dar paça, çoraplar opak, atkılar uzun, renkler natürel...

Hem işte, hem de günlük kıyafet olarak rahatça kullanılabilecek koleksiyon özetle şöyle:


Monday, 8 February 2010

IFW 2010: Mehtap Elaidi 2010 Sonbahar Kış koleksiyonu cıvıl cıvıl…

Mankenler hit the roll jack'le sahnede coşarken, Mehtap Elaidi'nin saklambaç koleksiyonunu sergiliyorlar...

Saklambaş temalı koleksiyonda görüldüğü üzere kalın kemerler, evazeler, armut pantolonlar, opak çoraplar ve anvelop etekler hakim… Ayak bileklerinde illaki bir atraksiyon yapılmış. Bana göre göze çarpan bir silüet yok. Elaidi'nin kadınları gün içinde anne, iş kadını, eş vs. olarak sıkça kimlik değiştirirken sergiledikleri karakterler arasındaki keskin kontrastları kullandığı renklerle vurgulamış. Testesteron kaynayan iş ortamlarında masaya yumruğunu sert vuran "siyah ceketli" bir iş kadınının içinden "maviş elbiseli" sevimli bir kız çocuğu çıkabilir ansızın...

Koleksiyon özetle şöyle:

Related Posts with Thumbnails

Popular Posts