Wednesday, 7 July 2010

Milano maceram başladı! Mamma Mia, è bello...



Heyecanla beklediğim Milano maceram başladı. Fashion Styling öğrenmek için geldim ve sanırım geldiğime değdi. Aslında dersler başladı ama ben Pazar günkü Como maceramla başlamak istiyorum. Ters Y şeklindeki gölün Como şehrinin olduğu kısımda dolaştım çoğunlukla...

Aklımda kalanlara gelirsek:
* Dondurma harikaydı: Üstteki kolajdakine benzer tattaki dondurmadan İstiklal Caddesindeki "Cremerio Milano"da bulabilirsiniz. Kesinlikle tavsiye ederim
* Farklı tasarımların satıldığı butikler kesinlikle görülmeli
* Her şehrin kendi Duomo'su ziyaret edilebilir
* Como'ya fünikülerle tepeden bakılmalı
* Sokaklar ve sokak aralarındaki minik butikler gezilmeli
* Yetişecek durumdaysanız Rubens sergisi de kesinlikle görülmeli
* Gölde bot turu! Vaktinize göre kısa ya da uzun turlar atabilirsiniz.

Como'ya trenle Milano'dan 1 saatte gidiliyor. 1 saat sonunda gerçekten cennetten bir parçaya ulaşıyorsunuz.
İşte fotoğraflar...



Yukardaki ev Alfred Hitchkok'un korku filmlerini çektiği evmiş.


Sonraki yazımda dünyanın en özel vintage mağazasından bahsedeceğim ki, aslında müze desem yeridir.
Ve tabi diğer keşiflerim gelecek... Ciao

Friday, 25 June 2010

Rest in Peace miss Femme Fatale**

Bir yasak aşkın baş rolünde sivri karakteriyle kimilerini kendine hayran bırakan, kimilerini sinir eden ama illaki bir duygu uyandıran Bihter artık bana göre tescilli bir stil ikonu... Halid Ziya Uşaklıgil romanı yazarken yarattığı karakterin bir ikona dönüştürüleceğini hayal etmiş midir bilemiyorum. Ama eğer ortada bir stil ikonu varsa kendisinin de gayet bu işte parmağı var!


Nihayetinde Deniz Marşan ve Başak Fransez dizi karakterlerini giydirirken "yalıda yaşayan zengin insanlar" ekseninde hareket etmiş olsa da stilin çıkış noktası "kişilikler"dir... Femme Fatale konusu da zaten devreye burda giriyor. Daha sakin karakterler daha sakin kıyafetler giyerken, "zehirli sarmaşık" olarak da anılan Bihter karakteri baştan çıkarıcı  tarzıyla dikkat çekti. Öyle ki, çizmesinden iç çamaşırına kadar herşeyi halk arasında "desire object"* haline geldi. Giydiği elbiseler moda atraksiyonlarında kapışıldı, elbiselerin tasarımcılarının adı duyuldu... Bu anlamda en büyük "Bravo!"yu tabi ki stil danışmanları Deniz Marşan ve Başak Fransez hak ediyor.

Öte yandan karakter konusunu vücut tipini de içine katarak ele alacak olursak, benim söylemek istediğim temel şey şudur: Kıyafetleri alırken, başkasına yakıştını görüp kendinize de illaki yakışacak diye düşünüp almayın, almayalım hiçbirimiz.

Çünkü;
Farklı boyutlara sahip olduğu halde aynı şeyi giyinip, aynı şekilde görünebilen yegane şey matruşkadır!

*Desire object: "Bu benim olmalı!" diye peşine düşülen nesne
**Rahat uyu bayan Femme Fatale
Femme Fatale

Thursday, 10 June 2010

Sportmen babalara "Babalar Günü" hediyesi alternatifi: Jack & Jones

Tabii ki bir gün değil her gün seviyoruz babalarımızı... Benim babam özel günleri inanılmaz önemser. Kesinlikle atlamaz, unutmaz. Bir çaba sarfeder en azından. Sonra genç ruhludur, öyle içi geçmiş yaşlı adamlar gibi davranmaz. Umarım hep genç, enerjik, mutlu kalır :)

Ne yapacağıma karar vermemekle birlikte, Jack & Jones fırsatını değerlendirilebilir buldum. 2. üründe %50 indirim varmış. Babasına gömlek veya pantolon almak isteyenlere duyurulur.

Yazlık kozmetikler Harvey Nichols'tan...

Gözlerinizi kapatıp deriiiin bir nefes aldığınızda bir taraftan ılık rüzgarın yüzünüzde gezindiğini hissediyor bir taraftan da misler gibi kokular alıyorsanız yaz mevsiminin sinyallerini hissediyorsunuz demektir.  Ben yaz aylarına özgü kozmetiklere bayılırım, hep rengarenk cicili bicili kutularıyla, atraksiyonel tasarımlarıyla ve mis gibi kokularıyla beni cezbederler.

Bu senelik yaz alışverişimi yapmayı planladığım şu günlerde Harvey Nichols'tan gelen aşağıdaki kozmetik tanıtımlarının da alışveriş planlarıma yön verdiğini söylemeliyim.

Aşağıdaki pudra ve eyelinerlar Chantecaille marka.
Fiyatları da şöyle:
CHANTECAILLE Tiger Compacts
Harvey Nichols Satış Fiyatı:290 TL
CHANTECAILLE Le Stylo (Eyeliner)
Harvey Nichols Satış Fiyatı: 105 TL
JOHN RICHMOND Parfume
John Richmond 100 ml Eau de Toilette 242 TL
John Richmond 50 ml Eau de Toilette 194 TL

Wednesday, 2 June 2010

Haziran bir yaz meyvesi...

İşte Haziran başladı. Ürkek ve kararsız... Havalar bir sımsıcak bir yağmurlu, ruh durumları bahar yaşamadan yaza atlamaktan şaşkın... Ama eminim geçer her şaşkınlık gibi bu da... Bir bardak buz gibi zencefilli limonata, bir dilim soğuk karpuz, bir demet sarmaşık gülü, bir nefes yasemin, kıpkırmızı gelincikler geçirecek şaşkınlıkları... Yollara çıkılacak, denizlere girilecek... Aklımızdaki yangınlara su serpilecek... Huzurumuza kavuşacağız. Dağınık ve pervasız düşüncelerimiz beynimizin kıvrımlarına sakincce yerleşiverecek, getiremediğimiz geçmişi çekiştirip durmaktan vazgeçeceğiz belki, belki de planlar yapacağız sakin kafayla geleceğe dair, belki de sadece anı yaşayacağız...

Yıllarca ertelediğimiz, yapmaya çekindiğimiz, korktuğumuz ne varsa yapmaya hazırlanacağız bir bir...
Haziran hızlıca gelmiş olsa da bizi alıp götüreceği tatillerde -kimi zaman sadece hayalde kalacak olan- hep dinginlik bulacağız...

Ben kışın ölü toprağını üstümden Mayıs'ta atmıştım. Şimdi yazın geri kalanına hazırım...
Neler mi yapılacak bu ay;
 - Akmerkez'de FashionAir atraksiyonunda Deniz Berdan ve Beg'in sergisi gezilecek
 - Aslı Filinta'nın sample sale'ine gidilecek (11-12 Haziran, Nişantaşı Lappart PR)
 - Biu Factory'nin cici tasarımları Bebek Şenliği'nde görülecek
 - Bodrum'da "Moda Sanattır / Fashion is Art" sergisi açılacak
 - Partilere gidilecek
 - Mezunlar Günü'nde arkadaşlarla buluşulacak
 - Kavuşulacak!
 - Temmuz'da yaşayacağım hayatımın atraksiyonuna hazırlanılacak :)
Hoşgeldin Haziran...

Monday, 24 May 2010

Ofisteki şıklar için yeni bir blog! Chic @ Office...

Uzun zamandır aklımda olan yeni blogum artık ekranlarınızda! Ofisteki birbirinden şık, birbirinden stil sahibi arkadaşlarımın her gün ofise ne kadar şık geldiklerini cümle alem görecek artık... Arkadaşlarımın hepsine tek tek teşekkür etmek isterim destekleri için...

Chic @ Office'e gelince... Üstüne çok fazla konuşmak istemiyorum... Bizim olduğunu düşündüğümüz herşeyle ilgili planlarımız olduğu gibi benim de bazı planlarım var tabi. Bakalım neler olacak...

Şık arkadaşlarımdan birkaçı :)


İyi seyirler :)

Tuesday, 11 May 2010

İlham depolamaya devam...

Rengarenk başlayıp aynı renklilikte devam eden günümden birkaç kare daha paylaşmak isterim... Aşağıdaki resim geçen yazımda bahsettiğim hamsilerin bulunduğu koleksiyondan bir parça.. Hatta son parça, hala şövalede taze taze boyaların kurumasını bekliyor. Burada palete de dikkat ederseniz, bir gök kuşağı göreceksiniz...
Atölyenin insanın içine işleyen atmosferi...
Yine koleksiyondan birkaç parça...
Atölyenin bahçesinin iç duvarı, burası aynı zamanda Osmanlı döneminden kalma bir hamam.
Hamsilerden farklı bir kesit... Kartpostalda.
Bu da benim çalışma masam... Suluboyalarım, eskiz defterim ve diğer dağınıklıklarım...
Çok seviyorum bu resim olayını... Ama resim yapmak rahatlatır vesaire diye ahkam kesemeyeceğim. İnsanın beklentisine göre resim yapmak da bazen gerilimli bir aksiyon olabiliyor. Özellikle de yüzlerce muhteşem tablonun arasında hala cinalivari resimler yapıyorsanız ve karşılaştırma gafletindeyseniz..

Atölyeyi Sultanahmet tarafına yolunuz düşerse gidin görün derim. İlhami Atalay'dan da hep kulağıma küpe olan bir şey paylaşmak isterim...

"Resim de hayat gibidir, estetik birşeyler yapmak istiyorsan çizdiğin şeyler sadece yuvarlak da olsa farklı boyutlarda, farklı renklerde olmalı... Nasıl her gününü aynı yaşarsan hayatın monotonlaşır ve sıkılırsın, resimde de aynen böyle."

Hayatta hep renkli, ritmik, harmonik ve monotonluktan uzak durabilsek keşke... Aynen  Ressam İlhami Atalay'ın tuvallerindeki gibi...
DDBJ83X6DE7Y
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts