Wednesday, 2 February 2011

Meksika'dan bahar esintisi... Rengarenk!

Modanın hızı bazen başımı döndürüyor... Hala kışı yaşarken bahar sezonunun açılması, bu kış bitmeden önümüzdeki kış koleksiyonlarının moda haftalarında gösterilmesi... Yok yok, modanın hızına yetişmeye çalışmak boş çaba... Ben de gelecek olanların peşinden koşmak yerine hangisini yakalayıp beğendiklerimin tadını çıkarmaya kararlıyım... Konu sanatsal detayları yakalamak olduktan sonra, fazla dağılmaya gerek yok sanırım.

Neyse... En son bayıldığım editöryale gelelim şimdi... 2011 baharında orjinaliyle kopyasıyla görüp göreceğiniz ne tasarım varsa özetlemeye çalışmışlar...
Hey margarita
Şapkaya bakar mısınız... Söz konusu Meksika olunca bu şapka kaçınılmazdı... Bu şapka varsa şemsiyeye gerek yok :) Uzun kırmızı etek de görünmeyi sevenlere... Mesela Koç burcu veya Aslan burcu olanlar :)
Chica Bonita
Renkler, renkler, renkler... Tablo gibi. Şapka yine büyük!

Doll Face
Bebek gibi bir yüz, evet. Ama diğer bebekler daha sevimli, yapacak birşey yok.

Colour by Numbers
1 numarayı sarı, 2 numarayı kahverengi, 3ü mavi, 4ü.... En son eline boyama kitabı alalı ne kadar oldu, düşünmek gerek...
Hello, Yellow
Sarı elbiseye koskocaman bir merhaba deyip paralize olmadan geçiyoruz. Sıradakii...
Hot, hot, hot!
Monokrom renklerle parlak bir sıcak rengi karıştırmak, bu yazın da favorisi sanırım...
Tutti frutti
Eteğe, elbiseye düşmüş tropik meyveler... Hiç denemedim ama bu yıl için "neden olmasın" diyorum.
Viva La Revolution - Yaşasın Devrim...
Renk, renk, renk...

Dolce Banana
Sarı, sarı, sarı...
Yeeeke yeke yeke...
Bu yaz festival gibi olsun, lütfeen. 
Three's company
Ponponlar, çiçekler, püsküller... Tamam, hepsi güzel ama sokakta bir elbiseye biri yeter.

Gang's All Here
Baskılar ne güzel. 
Her name was Lola...
Lolitalar yine sokakta... 
Fringe Festival
Rengarenk saçaklar etekleri süsler mi, süsler! 
She is no wallflower
Bu elbise, benim favorim! 
House of the rising sun
Güneşin yansıttığı her ne renk varsa... 
Vogue Avustralya Mart 2011
Model: Alina Baikova
Fotoğraflar: Nicole Bentley

Hayallerimin patronu oldum, "Yolculuk" dergisine anlattım :)

Yolculuklar hayatın rutininden uzaklaşıp, taptaze nefes almamızı sağlayan, bizi bazen sevdiklerimizle kavuşturan, bazen onlardan ayıran ama her zaman yolculuğun başladığı yerdeki hayattan koparıp, bambaşka yerlerde -bir süreliğine de olsa- yeniden başlamamızı sağlayan, hayatın içinde bir şeydir. Kimileri yolculuklarda kendine gelir, kimileri yolculuklarda kendinden geçer. Her ne olursa olsun, insan yolculukta çoğunlukla kendiyle başbaşadır... 

Siz yolculukta ne yaparsınız? Koltuğunuza kurulup yolculuk başladığında minik bardaklarda kahvenizi, çayınızı yudumlarken  bulunduğunuz şehrin çıkışına geldikçe azalan trafik ve hızlanan otobüsle maceranız artık başlamıştır... Minik masanızın altındaki filede bir dergi görür karıştırmaya başlarsınız... Eğer elinizdeki derginin adı da maceranız gibi "Yolculuk" adını taşıyorsa, bu ay benim maceramı da okuyabilirsiniz.

Sevgili arkadaşım Deniz sayesinde Paris - İstanbul hattında hayat bulan bu röportaj, sadece Moda Sanattır'ın değil, diğer blogum Chic@Office'in hikayesini de anlatıyor. Röportajın tümünü aşağıdaki görsellere tıklayarak okuyabilirsiniz. Deniz'e tekrar teşekkür ediyorum :)


 Yolculuk yapamadığınız için kaçırdığınız "Yolculuk"ları da dergiye tıklayarak okuyabilirsiniz.
Bu arada, Deniz Yalım Kadıoğlu'nun da benim yakından takip ettiğim harika bir blogu var. Denize Sıfır'ı da kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar :)

Sunday, 30 January 2011

Tuesday, 25 January 2011

Söz konusu "Hürrem" olunca...

Son zamanların en çok konuşulan / eleştirilen / yazılan / çizilen konularından biri olup çıktı Muhteşem Yüzyıl. Meral Okay'ın kalemi eline alıp da, sükse yaratmadığı ne zaman görülmüş ki, şimdi görülsün. Alt başlığı Aşk-ı Derûn olan herhangi bir senaryodan ben şahsen bir savaş hikayesi beklemezdim. Dolayısıyla beklentim dışında herhangi bir şey gördüğümü söyleyemem. Her neyse... Çıkış noktamız bu olsa da konumuz o değil.

Asırlardır birçok kitap, resim ve filme ilham olan Hürrem, aslında geçtiğimiz yıl moda dünyasına da ilham olmuştu. Sarayın ihtişamlı atmosferi ve haremin büyüsü bir araya geldiğinde eteklerinden lüks akan bir Vogue çekimi gerçekleşmesi de kaçınılmazdı sanırım. İşte kareler...






Fotoğrafçı: Ellen von Unwerth
Model: Maryna Linchuk
Vogue Türkiye, 2010

Bu arada, Muhteşem Yüzyıl'da kullanılan takılar eminim birçok popüler dizide kullanılan aksesuarların başına geldiği gibi popülerleşecek.

Tuesday, 4 January 2011

Wednesday, 29 December 2010

Fabrika'dan sıcak sıcak parti kıyafetleri...


Fabrika’nın Fabrika Nite ürünlerinde ağırlıkla kullanılan siyah, mor, gri ve kırmızı kombinasyonlar yeni yıl partilerinin yıldızı olmak isteyenlere yardım edecek! Kıyafetler son dakikaya bırakanlara duyurulur...

Yeni yıla bir masal perisi olarak girsen, hangisi olurdun?

2010... Bir sürü insanın bitmesi için sabırsızlandığını görüyorum ama, 2010 bana güzeldi... Hayatımda o kadar çok yeni ve güzel şey oldu ki, hani saymakla bitirebileceğimden emin değilim. Dolayısıyla kendi çapımda 2010'a yakışan bir final yapmak istedim. Ve 2010'da tanışıp kaynaştığım en tatlı insanlardan ikisiyle bir yeni yıl partisi çekimi gerçekleştirdik.

İşin özünde her ne kadar kendimizi eğlendirmek olsa da yeni yıla coşarak girecek olanlara birazcık ilham verebilirsek ne mutlu bize.

Başlamadan önce Can'a da kocaman teşekkür etmek isterim huzurlarınızda, hangi Can derseniz, kısaca o kendini biliyor.

Mekan: Büyük Londra Oteli

Ve işte başlıyoruz... Yeni yıla nasıl girerseniz bütün yıl öyle geçermiş derler ya... Bu önermeden yola çıkarak, kendinize öncelikle bir mod seçin derim. Hani bir masal kahramanı olsaydınız, hangisi olmak isterdiniz. Bir Cumhuriyet dönemi kahramanı mı, yoksa kraliyet ailesinin en güzel üyesi bir prenses mi? Çatlak bir disko delisi mi, yoksa romantik bir masal perisi mi? Hangisi?

Eğer düşünüp taşınıp karar vermenin bir yolunu bulamıyorsanız, buyrun burdan bakın. Belki de yeni yılda kendi hayatınızın başrol oyunculuğunu yaparken benim masalımdaki kahramanlardan da biri oluverirsiniz...

Vintage Lady
Annannelerimizin çocukluklarında dinledikleri masallardan bir prenses belki... Hani Küçükkuyu'daki zeytin müzesinin bile ikonu oluvermiş Refika gibi... O zaman uzun, toprak tonlarında ve pırıltılı detayları olan bir elbise seçersiniz, annenizin dolabından da olur, vintage akımından ilham alınarak tasarlanmış koleksiyonlardan da... Siz de Refika gibi çook eski bir hikayenin kahramanı oluversiniz işte...


Elbise: H&M 2011 İlkbahar Koleksiyonu

Elektrik Girl
Disko kralı olur da, kraliçesi olmaz mı? Bal gibi olur, parlak ve yapay renkler giyip, plastik aksesuarlarla tamamlarsanız tam bir elektrik girl olabilirsiniz. Bedük çalarsa lütfen benim için de dansedin.
Bu arada, bu eteğe iyi bakın, yakında kendi dolabınızda da buluverebilirsiniz... Detaylar yakında :)

Büstiyer: H&M 2011 İlkbahar Koleksiyonu
Etek: Selim Baklacı

Romantica Moderna
Hani eski romantik hikayelerin romantik mi romantik kahramanları vardır, yepyeni bir sinema filminde ete kemiğe bürünüverirler... Romeo ve Juliet'in serenat sahnesinde Juliet bu tulumu giyse mesela... Olur mu olur!
İnce belli, selvi boylu bir Julietseniz, bu saten tulumu kaçırmayın...



Tulum: Selim Baklacı

Twistic Pudra
Twist yapmayı sever misiniz? Bu masalın kahramanı taa Cumhuriyet döneminden gelmiş olsun... Arka planda eski bir şarkı çalsın, ve kahranımız tüm gece twist yapsın!. Saçında bir tüy ve biraz pırıltı, pudra kombinasyonlarıyla hem en güzel "Nude", hem en güzel twist. Pırıltılı bir aksesuar bittabii ki vazgeçilmez.

Büstiyer, Etek ve Bolero: H&M 2011 İlkbahar Koleksiyonu
Aksesuar: Moda Sanattır :) 
Colour Me Shiny
Vivienne Westwood'un yapay malzemeler ve yapay renklerden yarattığı Punk kahramanlar vardır hani 60'larda... Her yerlerinden bir renk patlar.. İllaki 60'lardaki gibi giyinmeiz gerekmiyor Punk ruhunu patlattığınız renklerle yansıtırsınız, olur biter.

Şort: Selim Baklacı
Aksesuar: Moda Sanattır
20's Rokoko
"Mösyö Daniel, partiden önce bana şöyle okkalı bir Türk kahvesi yaptırır mısınız lütfen... Aksi taktirde kendime gelmem zaman alıyor..." Ne alaka mı? Türk kahvesi gibi sade ve klasik bir parçayla, Mösyö Daniel'in Rokokosunu karıştırdık oldu işte. Alaka arayana... Sade bir saten elbiseyle tüy ve dantel detayları birleştirince enfes ve gözalıcı bir kombinasyon yaratmak mümkün olabilir, hatta olur!

Elbise: H&M 2011 İlkbahar Koleksiyonu
Aksesuar: Moda sanattir
 Minimale
Bu fotoğraf bana Kürşat Başar'ın Başucumda Müzik romanını hatırlatıyor. Kahramanının adını hatırlamıyorum. Okumayanlara tavsiye ederim, neyin hatırlattığını sorarsanız, roman da tek nefeste bitiveren bir içim su gibiydi... Lezzetli ama sade!
Elbise: H&M 2011 İlkbahar Koleksiyonu

Işıltı Çiçekleri
Sindirella'nın koşarken camdan ayakkabılarını ısrarla yolda düşürmediğini düşünelim... Sonra da Sindirella'nın prensi bulamasa da ayakkabılarıyla sonsuza dek mutlu yaşadığını... Üstünde pırıl pırıl bir saten elbiseyle... Sade ama göz alıcı bu elbisenin "little black dress"le yarışabileceği konusunda iddiaya varım! 
Elbise: Özlem Kaya

Zıtlığın Dansı
İyi ve kötü, kolay ve zor, siyah ve beyaz gerçekten birbirinin zıddı mıdır? Yoksa hep birbirine dönüşen ve sürekli hareket halinde bir alaşım mı? Bu elbisedeki zıtlıklar da her ne kadar görüntüde varmış gibiyse de aslında gayet uyumlu ve albenili... Hem de eğlenceli!
Elbise: Özlem Kaya
Gölgelerin Gücü Adına...
Dorenin büyülü parlaklığından faydalanmakla tam bir parti kızı olmak mümkün. Peki şeffaf bir tunikle doreyi gölgelesek bile mi? Walla doreyi kırmızıyı bilmem ama bu plastik büstiyerle She Ra olmak olmasa da onun gibi hissetmek ga-ran-ti!
Silikon Büstiyer & Etek & Tunik: Selim Baklacı
Fotoğrafların devamı çok yakında Burada olacak.
Ayrıca Büyük Londra Oteli Burada ve Geleceğin Alexander McQueen'i Selim Baklacıyı da Şurada görebilirsiniz...
Related Posts with Thumbnails

Popular Posts